Adından belli ne tırt olduğu, gel vazgeç!
Bak hala! O kadar da uyarıyorum!
Peki naparsan yap.
Peki ya benim bu uykuya direnen bü. halimin geri dönmesine ne demeli?
Tamam sapık olduğum aşikar da, tam atlatmışken neden geri döner ki bu hiperotokontrolbokpüsürü? Hem susuz yaşamaya çalışmak, gözlerini açık tutamazken sadece uzaktan yatağa bakıp gidip yatmamak, hepsini geçtim nefesini tutmak da neyin nesi yahu?
Aklıma takılan şey de dert olsa! Eski sevgililerinin hepsi garip (!) bir tesadüf eseri -ya da bahsettiğim gibi acı çekmeye olan sevgim yüzünden, temmuz ayını kendilerini dışarı ittirmek için seçtiklerinden doğumgünleri birbirine girdi; mesela yarın birinin doğum günü ama hangisinin hatırlayamıyorum, çıldırıcam.
Galiba beni asıl çıldırtan bu adamları unutmuş olmam. "Neden unuttum lan ben bunları!" diye kızıyorum kendime, çünkü bi zamanlar sevdiğimi hatırlıyorum ama neden sevdiğimi hatırlayamıyorum, öyle ki çağırsalar nikah şahitleri bile olurum, hatta gelin hakkında tek bir yorum bile yapmam. Ama olmaz ki dimi?
Bu arada olmazki sanki polonyaca bi kelimeymiş gibi değil mi?
Peki ya aklımdan aslında geçmeyen şeyleri aklıma çağırıp ki olmadığına bütün paramı yatırabilirim, - "tipik" gibi laflar mı duyuyorum?- kendimden tiksinmeme ne demeli?
Peki ya karmaşık cümlelere olan düşkünlüğümün sırf ukalalık olmaması?
Peki ya nerdeyse bütün lise hayatımı beraber geçirdiğim adamın ayrıldığımızdan beri istikaralı bir şekilde benden nefret ediyor olmasına ama sadece 23 nisanlarda ortalama 4 saat süren telefon görüşmeleri yapmamıza ne demeli? Tabii ki kulaklarınıza yazık evladım demeli.
Geçen gün pek bir bayıldığım "birkimse" bana mesaj atmış "bak ben sen oldum" diye.. Daha da bayılmama ne demeli?
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Yapmayın yavrum, yapmayın evladım.
YanıtlaSil